Işığıyla gezen kadın: instagram fenomenİ Nİlgün Bodur…

Nilgün Bodur… Yanına giderken oldukça tedirgindim; tamam instagram’dan tanıyoruz, çok tatlı, sizden bizden biri gibi ama ne bilim; sonuçta bir tedirginlik vardı üstümde. Oturduğu sitenin girişinde bekliyorum… Uzaktan Chia kucağında göründü, suratında utangaç bir gülümseme ile geldi, sanki ben 100bin takipçisi olan bir fenomenim de o benimle tanışmaya gelmişçesine mütevazi ‘Ben Nilgün’ diyerek elimi sıktı…

Mekana gittik, yan yana oturduk.

Bazı insanlarla olur, gördüğünüz anda kanınız kaynar, sanki senelerdir tanıyormuş gibi olursunuz. Nilgün Bodur’la öyle oldum.

Önce bizimle beraber olan iki arkadaşımızla muhabbet ederken izledim uzun uzun. Kadının müthiş bir aurası var. Öyle fotoğraftan gördüğünüz gibi falan değil. Çok daha fazlası.

Sıra röportaja gelince sahne ışıkları tamamen Nilgün’deydi. Evet çok içten, samimi, gerçekti, güçlü bir kadındı; ama asıl olan şey, el hareketlerindeki narinliğin, gözlerindeki uzaklığın ve dudak kenarlarındaki o ürkek gülümsemenin insanda onu mutlu etme ihtiyacı uyandırıyor olmasıydı.

Çünkü artık, sadece onu mutlu edenlerle vardı Nilgün. Zaten onlar sayesinde de tekrar var olmuştu.

themervetuncer:   İlk post 188 hafta önce. İlk fotoğrafı koyarken bir instagram fenomeni olacağınızı hayal etmiş miydiniz?

N.B.: Tabi ki öyle düşünmüyordum ancak ünlü birisi olacaksın ki amacı bu olsun. Ben normal, sıradan, çalışan bir insanım. Markalara çalıştığım için, onlara Türkiye’de sayfa açarsam nasıl yönetirim acaba diye merak ettiğim için açtığım bir hesaptı, tamamen instagram’ı öğrenmek amaçlıydı. Ben açtığımda instagram popüler değildi. Markaların instagram’ı bile yoktu. O zaman Facebook daha önemliydi.

 

Nilgün Bodur
Nilgün Bodur

 

 

themervetuncer:   Bol bol ayakkabı paylaşıyormuşsunuz başlarda, bunun özel bir sebebi var mı?

N.B.: Ayakkabıya çok düşkünüm ben. Çok fazla kıyafet alırken kendimi mutlu hissetmem çünkü genelde siyah düz, dar tayt üstüne bir tişört benim için yeterli olur, aksesuar çok seviyorum. Mesela siyah bir kombini yüzüklerimle tamamlıyorum, ojelerimde renk ya da farklılık olursa çok pahalı değil ama çok şık bir stiletto giyip o kıyafeti renklendirebilirim diye düşünüyorum. Aslında kolay bir giyinme metodu bence. Instagram hesabımı açtığımda 150 çift ayakkabım vardı, onları koymak bile zaman aldı, sonra da iş gibi oldu benim için. Aldığım ayakkabıları koymaya başladım. Bu arada her ayakkabıyı da koymuyorum, şuan evde kocaman bir dolabım var. Müthiş ayakkabı düşkünüyüm.

 

themervetuncer:   Ama sen böyle deyince evdeki ayakkabıları merak ettim, bir gün evde seni giydirip ayakkabı çekimi yapmak isterim. Bence takipçilerin de bayılır.

N.B.: Tabiki de. Bir sürü var. Topuklu topuksuz. Bir de o zamanlar herkes bir şey paylaşıyor. Selfie denen bir şey yok, herkes yemek paylaşıyor, ben de dedim bari ayakkabı paylaşayım, sevdiğim için, anı olsun diye.

 

Nilgün Bodur
Nilgün Bodur

 

 

themervetuncer:   126 hafta önce ‘’my humus and flourless cake is ready! Waiting for girls’’ diyorsun ve yemek paylaşımları başlıyor.

N.B.: Ben hep yemek yapıyordum ve arkadaşlarımı ağırlamayı çok seviyordum hala da çok severim. Açıklamalarını eskiden İngilizce yazıyordum çünkü o zamanlar takipçilerimin çoğu çalıştığım marka sebebi ile çoğunlukla yabancılardan oluşmaktaydı. 8 yaşımdan beri yemek yapıyorum ve 14 sene Eren Holding’te çalıştığım süre boyunca bir kere bile yemekhanede yemek yemedim, yemeklerimi hep evden getirdim. 18 senelik meslek hayatımda hiç iş yerinden yemek yemedim. Çünkü içinde ne var bilmek istiyorum ve kendim yaptığımda rahat ediyorum, yemek yapmayı da sevdiğim için alışkanlık oldu.

 

themervetuncer:   Devamında sunumu da daha güzel olan yemek fotoları ekleniyor. Like’lar artıyor. Yemek fotoları paylaşmak bir karar mı?

N.B.: Aslında sunum benim için her zaman önemli, yaptığım kahvaltının sunumuna bile dikkat ediyorum, gücüm yettiğince mutfak malzemelerimi özenli seçerim. Bence dekorasyona biraz ilgisi olan insan masasını da, sunumunu da güzel yapar. Ama yemeklerimi paylaşmak karar değildi. Boşandım. Boşandıktan sonra tek başına yaşamaya başlayınca, bir de üstüne Uğur’la spor anlamında çalışmaya ve güzel beslenmeye başlayınca, fazla düşünmemek için mutfakta vakit geçirmek ve sunumlarıma daha da özen göstermek önem kazandı. Daha iyi malzemeler kullanmaya, malzemeleri daha iyi birleştirmeyi öğreniyorsun. Bir yerden sonra kafa şöyle çalışıyor ‘’evet kinoa diye bir şey var, şunla daha iyi gider’’. Benim kendime bakma dönemimde sadece işe gidip spora gidiyorum ve sağlıklı besleniyorum; o dönemde hayatımda yaratıcılığımı ortaya çıkartabileceğim tek şey yemekti ve doğal olarak o paylaşımlarım arttı.

 

Nilgün Bodur
Nilgün Bodur

 

 

themervetuncer : Neden instagram?

N.B.: Twitter’ı neden sevmedim çünkü 140 karakter, bana yetmedi. Ben her zaman yazmayı sevdim; ben konuşacağım, yazacağım, paylaşacağım. O dönem çok yalnız ve kötüydüm, gerçekten depresyonun dibindeydim ve çıkamıyordum. Ve ben her yemek postumun altına önce şükret ile başlayan yazılarımı yazdım. Hep iyi ki yaşıyorum modunda kendime söylediklerimi yazdım, insanları mutlu etmeye çalışmadım, yazdıklarım kendime nasihatlarımdı. Sonra birisi birini mention’ladı, başkası başkasını, böyle böyle takipçim arttı. Sıkıntıda, üzüntüde olan insanlar bana ortak oldular ve biz o iyi cümleleri paylaştık hep beraber. Ben orada kendime yandaş buldum, o yüzden benim için her takipçim çok önemli hatta bazen arkadaş çevrem bana kızıyor niye cevap veriyorsun her şeye diye; ama diyorum ki unutmayın benim o zor zamanlarımda belki de sizler yoktunuz ama benim takipçilerim vardı, biz o zor zamanları paylaşarak atlattık, hayır dualarını bile aldığım oldu. Mesela nazar değmesinden korkmuyor musun diyenler de oluyor; evet nazar değebilir ancak ben orada o kadar çok dua da alıyorum ki. En önemlisi neydi Merve biliyor musun gerçekten çok hassasım bu konuda; 40 yaşında boşanmış, işinden ayrılmış, ev almış onu ödemeye çalışan bir kadının, hayata tekrar tutunabileceğini, aşık olabileceğini ve kendisinden 15 yaş küçük bir insanla mutlu olabileceğini, kendisine bakabileceğini, güzelleşebileceğini, aranan bir insan olabileceğini, tekrar küllerinden doğabileceğini gördüm. Ve bu dönemde bana binlerce insan destek oldu, benim hikayeme çıkarsızca inandı (gözleri dolu dolu oluyor). O kadar ağladım ki ben. Oradaki enerji yalan değil. Ne hissediyorsam o. Bazen de empati kurabildiğim durumları yazıyorum, mesela diyorum ki ‘’sevgilinin whatsapp’ta online olması seni üzüyor mu?’’ Beni üzmez ama üzülen olabilir. Diyorum ki hiç üzülme bugün böylesin yarın ne olacağın belli olmaz çünkü beni de görüyorlar, nasıl üzülüp nasıl tekrar doğduğumu.

 

themervetuncer:   Ürünler? Ben biliyorumki senin koyduğun ürünler hakikaten işe yarayacak ürünler, sadece reklam için koymuyorsun.

N.B.: En son bir tanesini denedim beğenmedim, iade ettim. Koymuyorum dedim.(isim yazamıyorum) Etik tarafım çok kuvvetli. Mesela Listerine teşekkür etti, ilk defa yaptıkları bir instagram reklamında alta kötü yorum gelmemiş. 21 gün alışkanlık edinme projesi bana çok ilginç geldi hep onu öne çıkarttım açıkçası. Bu arada altta yazdığım metinlere karıştırtmıyorum ben zaten pazarlamacıyım, marka için kötü bir şey yapmam, istediğim metini yazabilmek için özgürlük ön şartım. Bu arada teklifi kabul etmeden çok detaylı önce araştırıyorum. Paylaşırken de detaylı yazıyorum mesela tadı kötüyse yazarım, ama çok faydalı kötü mötü muhakkak için derim. Ben marka için uğraşıyorum, proje üretiyorum, slogan bile yazıyorum.

 

themervetuncer:   Stil danışmanınız var mı? Neredeyse 100bin takipçiniz var ve etkiniz çok büyük. Ne tarz giyinmekten hoşlanırsınız? Takipçilerinize neler tavsiye edersiniz?

N.B.: Stil danışmanım yok hatta stilim de yok bence (gülüşmeler) Bana göre eğer ki bir insan uygun fiyatlı hatta ucuz giyinip düzgün gözüküyorsa moda, stil budur. Mesela benim kalçam geniş bacaklarım ince, ben üstüme uzunca bir şey çekip, mini etek veya tayt giydiğimde incecik oluyorum. Tırnakların bakımlı olsun, cildin tertemiz olsun. Yüzüme makyaj hiç yapmam, fondöten pudra kullanmam, bir eyeliner bir rimel. Yeri geldi madem bazı insanlar runway kıyafetleri giyerken palyaço gibi oluyorlar, şunu unutmamak lazım, o kıyafetler show için, defile için. Sırf Chanel diye çirkin bir ayakkabı giymenin alemi yok. Pazardan alınca dudak bükülecek ayakkabılara marka olunca hayran olmak bana göre değil. Ben çok aynıyım, hep aynıyım, siyahım, düzüm; beni değiştirecek tek şey bir yüzüktür, bir küpedir, bir topuzdur, ayakkabımdır. Taklitçi olmasınlar, herkes kendini tanısın, sevsin.

 

Nilgün Bodur
Nilgün Bodur

 

 

Sokakta, bir mağazada, herhangi bir yerde Nilgün Bodur’u görürseniz muhakkak gidip bir merhaba deyin, ışığıyla dolaşıyor. Size çekingen davranabilir muhtemelen şaşıracaktır çünkü müthiş mütevazi birisi.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki dostları çok şanslı, onu mutlu etmeye devam etsinler.

Sevgiler,

themervetuncer

 

 

 

 

Written By
More from Merve TUNCER

İçİnİz rahat bİr hamİlelİk İçİn Harmony Prenatal Test

Hamile olduğumu öğrendiğim günü an be an hatırlıyorum. O heyecan, mutluluk tarifi...
Read More

1 Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *