Bu adam ayakta alkışlanır: Mehmet Berge // Berrge Tattoo

Aklımızda hep bir dövme fikri..

Uzun süredir instagram’dan takip ettiğimiz Berrge Tattoo hesabının Etiler’de olduğunu öğrenince o gün bir uğrayalım, fiyat alalım dedik. Belki yaptırırız. Şeyma da ben de ne yaptırmak istediğimizi biliyoruz ama asla emin değiliz.

Dövmeci ne demekti? Dövmeci, kel, piercingli, dumanlar altında, deri yelek giyen, burnunun içine kadar dövmeli, içeri Fatiha okuyarak girdiğin bir mekanda sanatını icra eden biriydi benim için. Berrge ile ilgili hislerim de çok farklı değildi açıkçası çünkü kendi hesabından sadece yaptığı dövmelerin yakın plan hallerini paylaşıyordu. Oraya gitmemi sağlayan şeyler, 1. Etiler’de olması, 2. El işçiliği (yaptığı işleri çok beğenmem), 3. Kısmet.

Aşağıdan zile bastık; merdivenleri çıkmaya başladık bilinmezliğe doğru. Dar bir kapıdan sonra bir uzun merdiven ve açık bir kapı bizi bekliyordu. Kapıya yaklaştıkça içeride gördüğüm manzaraya mı yoksa gördüğüm adamın tipine mi daha çok şaşırdım hatırlamıyorum. Gayet mis gibi parfüm kokan, eli yüzü düzgün, fit bir adam ‘’Hoş geldiniz” dedi ve bizi içeri aldı, ‘’Buyrun” dedi. ”Dövme için siz mi bilgi vereceksiniz?” dedim, o derece şaşırmıştım, ”Tabi” dedi. Ofis son derece şık ve modern döşenmiş, tertemizdi. Etrafta tozun ‘T’si yoktu. Resimde koltukta gördüğünüz dağınıklık bize ait 🙂

20150509_115403

Zaten bana bir süre inme falan indi herhalde oraları pek hatırlamıyorum. Devamında Şeyma konuşuyordu, yaptırmak istediği şekli gösterdi vs vs onlar konuşurken ben Mehmet’i ve yaşam alanını inceliyordum. O kadar şok olmuştum ki. Masasının yanındaki duvarda fotoğrafları vardı, müthiş fotoğraflar.

Neydi bu adam ya? Bu adam dövmeci değil miydi? Bir tane daha mı adam vardı dövmeleri yapan? Sizli bizli konuşan dövmeci mi olur? Ne dönüyordu burada? Aklımda milyon tane soru.

Mehmet Berge

Mayıs 1979 doğumlu, Boğa burcu, eski Balet.

10 yaşından beri çalışıyor.

Babasi ve eniştesi balet, halası balerin.

10 yaşında okulu bırakıp dövmeci olmaya karar veriyor ama babaannesi onu okulu bitirmesi konusunda ikna edince devam ediyor, şu an babaannesi sayesinde bir diploması var; hem de dövme sanatçısı. Ve bunu anlatırken gözleri doluyor, masadaki kağıdın kenarını kıvırmaya başlıyor, konuşmakta zorlanıyor.

Şu an sahip olduğu her şeyde, masasında duran kalemlikteki tek bir kalemde bile alın teri var.

Mutlu musun? diye sordum. Yorgun.

20150509_110311

Hem dövme konusundaki müthiş hassasiyetini hem de o harika insanı siz de tanıyın…

 

themervetuncer: Önce biraz dövmeden başlayalım. Bazı dövmeler yeşil, bazıları siyah neden?

M.B.: Tamamen malzemeden kaynaklanıyor, orijinal olup olmamasından; değilse renkler yeşile döner. Diğer renkler de yok olmaya maruz kalır. Hatta sadece boyadan da değil, iğneden, makinadan. Orijinal olmayan malzeme, orijinal olanın Çin’de kopyalanmışı demek. 83 EUR’luk bir boyayı burada 12 TL’ye satabiliyorlar bu şekilde, aynı şey iğne için de geçerli. Benim kullandığım iğnenin tanesi 96 USD iken orijinal olmayan iğnelerin kutusu 10 TL. Eğer kaliteli bir dövme ise, hayat boyu yapıldığı günkü gibi aynı tazelikte ve renkte kalır.

Bu işin yüzde %50si ekipman %50si el işçiliği; estetik cerrahisi gibi. El emeği işin içine giriyor. Kabiliyet meselesi.

themervetuncer: Peki senin kendindeki bu el becerisini fark edişin nasıl oldu?

M.B.: 1989 konservatuara girdiğim yıl yardımcı meslek dersim resimdi, zorunluydu. İstemeye istemeye girdim ve gördüm ki ben gayet güzel resim çizebiliyorum. Sonra bunu gören büyüklerim ve arkadaşlarım beni dövmecilere yönlendirdiler, tasarım için. O dönemde dövmeciler çok modaydı ve tasarım işi çok önemliydi. Ben de sürekli arkadaşlarım için tasarım yapardım ve asla bir yerden bakarak çizmezdim. Dövme stüdyolarına gidip tasarımlarımı gösterdiğimde ilk önce inanmadılar çünkü 10 yaşındaydım ama biri şans verdi ve başladım. Yerleri siliyordum, bira alıyorum, çöp atıyordum; boş vakitlerde de onların yapması gereken çizimleri yapıyordum; eskiden şimdiki gibi şablon çıkartan makinalar yoktu, çizmek gerekiyordu. Gerçi şimdi de birçok yer öyle çünkü dövme malzemeleri inanılmaz pahalı. Dövme işini o kadar sevdim ki orta sonda konservatuar bale bölümünü bırakıp sadece dövme yapmak istedim ama babaannem bana değişik bir konuşma yaptı (sessizlik-Mehmet burada takıldı, tekledi, gözleri doldu, ben mahvoldum); ”Eğer okulu bırakırsan ortaokul diplomanla kalacaksın, tamam dövmeci olursun ama seni başka kimse almaz, ileride mutlu olsan bile sahnede alkışlanmayı sen bir kez tattın, ya özlersen bir daha asla dönemeyeceksin o zaman ne yaparsın, bunu iyi düşün Mehmet. Fakat eğer okulu bitirirsen hayatın boyunca dövme yine yapabilirsin.”. Bu konuşma hayatımı bugünlere getirdi.

20150509_110149

themervetuncer: Hayatın oldukça ilgi çekici. Dövmeyi bitirelim oraya daha derinlemesine gireceğim. Bu dövme siliniyor mu?

M.B.: Evet, yaz sonu bizde bu hizmeti alabileceksiniz, makinamız geliyor. Sadece dövme sildirme üzerine üretilmiş makinamız ile işlem yapacağız.

themervetuncer: Peki hiç iz kalmayacak mı?

M.B.: Bu tamamen kişi ile alakalı, metabolizmadan metabolizmaya göre değişiyor. Max.%3 oranında iz kalıyor bu cihazla. İnsanlar polikliniklerde veya estetisyenlere gidip dövme sildiririrken şuna dikkat etsinler muhakkak, o makinalar genelde hem lazer epilasyon, hem dövme silme, hem peeling makinaları; dolayısı ile çok iyi sonuç vermiyorlar. Çok işlevliler. Ben bunu kendim hem müşterilerimde hem kendimde denedim; en iyi sonuç sadece dövme silme üzerine olan makinalardan alınıyor. Gerisi tamamen ticari. Bu arada dövme ne kadar siyahsa o kadar kolay çıkar. Ne kadar soft ise zor çıkar. Bir kaç seansta çıkartma işlemi tamamlanıyor.

themervetuncer: Dövmeciye gittiğimizde nelere dikkat etmeliyiz?

M.B.: Günümüzde çok fazla enfeksiyon var; hemen hastalığa dönüşüyor. En dikkat edilmesi geren şey başlama aşamasına geçildiğinde dövme sanatçısının yanında olsunlar; sebebi ise sıfır iğne açılıyor mu kontrol etsinler. Malzemeler kişiye özel açılmalı ve bittikten sonra çöpe atılmalı. Bir diğer önemli olan şey; ben dövme yaptırmak istiyorum diyip ne yaptırayım diye sormasınlar (gülüşmeler). Dövme  yaptırmak bu kadar basit olmamalı; bu kendi vücutları ve ömür boyu taşıyacaklar. Özenle kendileri için seçilmiş, üstünde çok düşünülmüş, özenle seçilmiş olmalı; dövme silinip tekrar yaptırılacak bir şey değil bence. Belli başlı stüdyolar dışında, alnımın ortasına çaydanlık istiyorum deseniz yapacak kadar ticari çalışan stüdyolar var (kopuyoruz). Özellikle küçücük çocuklar dövmeye çok meraklı. O yüzden ben özenli yönlendirmeler yapıyorum. Kapıdan çok geri gönderdiklerim oldu. En azından 23 yaşını beklesinler, 19 yaşında sevgilisinin ismini yazdırmak isteyenler lütfen yapmasınlar bunu sonra 1 milyoncu oluyor vücutları.

themervetuncer: İnsanlara yaptıracakları yer konusunda yönlendirme yapıyor musun?

M.B.: Yapmamın sebebi, benim dövmemi taşıyan kişi ömür boyu sokakta Berrge sanatını taşıyacak, sorana benim yaptığımı söyleyecek. Dolayısı ile bu bir sanat, yaptığım yerin doğruluğu da benim için önemli. Görenler onu şık görmeli, beğenmeli, düzgün bir yerde olmalı. En güzel formda olmalı. Bu sebeple yapıyorum evet.

themervetuncer: Neden Etiler?

M.B.: İlk başta bana çok arkadaşım gerizekalı dedi; Taksim veya Kadıköy’de açmadım. Ama benim olayım farklı. Çevremin yapısı da farklı. Farklı derken Bodrum’dan bir çevrem var; bale kökenim de olduğundan oradan da gelen farklı bir portföyüm var; sokaktan geçen insan bana gelmiyor. Mesela Çağla benim okulda partnerimdi (Çağla Şıkel); o bana geliyor; Özge Ulusoy ve daha bir çokları. (İsim vermek istemiyor, hoşlanmıyor) Dolayısı ile insanların rahatça gelebileceği, çocuklarını yollayabilecekleri bir mekan olsun istedim. Zaten günde 50 kişi almak gibi bir amacım da yok. Burada sadece ben hizmet veriyorum ve sadece benim kendi müşterilerime/çevreme hizmet veriyorum, bunu neden söyledim; burası bir dövme stüdyosu değil burası sadece benim stüdyom. Butik bir yer. Ben bu stüdyoda rahat bir ortam yarattım çünkü insalarla burada hikayeleri üzerine çalışıyoruz, kompozisyonlar yaratıyoruz, huzurlu olmalılar. Devamında da bazen 3-4 saat yapıyoruz.

themervetuncer: Aslında marka konumlandırması senin yaptığın?

M.B.: Aynen. Tam da bu.

themervetuncer: Peki beni çok etkileyen başka bir projen var; kanser tedavisi sonrası göğsünü kaybeden hastalara yaptığın çalışma. Ondan bahseder misin?

M.B.: Benim bir diğer şirketim olan Berrge Water Sports Bodrum’da Kite Board yapan Op.Dr.Serdar Eren ile bir gün görüştük; kendisi stüdyonun konumunu ve çalışma şeklimi çok beğendi. Proje şu; kanser tedavisi sebebi ile göğsünü kaybetmiş hastalara yapılan yapay göğüslerde göğüs ucu bulunmuyor, düz beyaz oluyor ve kadınlar bu durumdan sıkıntı duyuyorlar; özellikle anneler çoçuklarında çok çekiniyorlar ya da eşlerinden; bu sebeple Dr.Serdar Eren ile beraber bu proje kapsamında operasyonu geçirmiş kişilere üç boyutlu göğüs ucu çiziyorum dövme ile. Çıplak göz göğüsün ucu varmış gibi algılıyor, sadece dokunduğunda uç olmadığını hissediyor. Bu proje çok başarılı oldu, dövmeyi yaptıran kadınları çok mutlu ettik. İnsanlar aynaya bakamazken, normal hayatlarına dönebiliyorlar. Bu proje için yurtdışından gelen ziyaretçilerimiz, hastalarımız, doktorlarımız var.

PicsArt_1431506373920_resized

Liposuction sebebi ile oluşan deri rengi farklarını bile ortadan kaldırdığımız projelere imza atıyoruz artık. Benim işim artık sadece dövme değil estetik operasyona döndü biraz. Bu tarafı beni manen de çok tatmin ediyor çünkü hem insanlara yardım edip daha mutlu olmalarını sağlıyorum hem de daha detaylı bir iş yapıyorum. Hatta artık göğüs ucunda deri altına konulacak misket gibi bir doku ve üstüne yapacağımız dövmeden sonra tam bir göğüs görünümü yaratılacak dokunulduğunda bile.

themervetuncer: Bir diğer projen de yetenekli dövme sanatçılarını bulmak için QR kodlu ilan çalışman, işte bu inanılmaz.

Büro - Berrge Tattoo
Büro – Berrge Tattoo

 

M.B.: Eğer bu QR kodu kalemle düzgün bir biçimde dolduramazsanız sistem okumuyor ve başvuruda bulunamıyorsunuz; bize yapılan başvuru sayısı inanılmazdı. Bu ilan ile 10. Kırmızı Reklam Ödüllerinde Büro ajans ile En İyi İnsan Kaynakları Reklamı ödülünü aldık.

themervetuncer: Bir diğer proje de benim aslında izlediğimde hayran olduğum Caldion reklamı..

M.B.: Evet. Oynayan ve koreografiyi hazırlayan benim. Benim de çok içime sinen bir proje, sevmenize sevindim.

themervetuncer: Peki hadi baleden bahset biraz… Orayı çok merak ediyoruz..

M.B.: Baleye 10 yaşında başladım, aileden geliyor; babam, eniştem aynı okuldanız hepimiz, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı. Babam ve eniştem zaten sınıf arkadaşı, Tiyatro bölümü. Halam balerin. Halam, benim bale hocam Dilek Evgin’in sınıf arkadaşı. Sonra amcam Deniz Berge baş baletlik yaptı senelerce, hala öğretim görevlisi. Ailece balenin içindeyiz. Yeğenim balet, başrol. Bana kimse balet ol demedi. Ben balıkçı olmak istiyordum. Bir gün amcam işe giderken beni de götürmesini istedim, AKM’ye operaya gittik, Ayfer Zeren ile amcam partnerdi, inanılmaz şeyler yapıyorlardı. O kadar etkilendim ki ben balet olacağım dedim. Uygun olup olmadığıma baktılar esneklik, kemik yapısı, omurga, kas yapısı vs; daha sonra ritim duygusu ve ses. Sınavlar sonunda konservatuara giriyorsunuz ve her sene finallere giriyorsunuz. Master hariç 10 yıl okuyorsunuz. Kendini rahatlatacağın hiçbir şey yok. Çok yorucu bir meslek.

themervetuncer: Peki Mehmet gerçekten her Allah’ın günü seni tartıp, sadece greyfurt mu yediriyorlar?

M.B.: Yok asla. O Black Swan’da sadece. Aşırı yemek yiyorsun çünkü 12 saat dans ediyorsun günde; dayanamazsın aksi halde. Ama çok zor bir meslek.

themervetuncer: Zor diyorsun ama 10 yaşından beri baletsin bir yandan da dövmecilerde çalışıyorsun, bir de Berrge Water Sports‘u kurmuşsun.

M.B.: Su sporları hepsinden daha önce, 9 yaşında başladı. Barbaros Uludağ sayesinde başladım. Bütün bu geçmişimi kendisine borçluyum. Çünkü beni alıp sıfırdan o yetiştirdi, bildiğim herşeyi o öğretti su sporları piyasasında. 18 sene beraber çalıştık hala da çok sık görüşürüz. 9 yaşında çok merakım vardı ve hiç param yoktu, yapmamın tek yolu çalışmak diye düşündüm. Barbo’nun yanında çalışmaya başladım. O sene tekne kullanmak, yelken ve her şeyi yapmaya başladım, bu sene 27. yılı Berrge Water Sports‘un.

themervetuncer: Vallahi bravo, ne kadar çok çalışıp, bu yaşına kadar ne çok işler yapmışsın..

M.B.: Ya bana bunu söyleyen çok oluyor ama ben hiç öyle hissetmiyorum. Bir şey yapmışım gibi gelmiyor. Sadece farklılıklar var. Baleydi istifa ettim dövme oldu; su sporları hep vardı. İnsalara özellikle benim yazın Bodrum’daki hayatım kolay gibi gözüküyor ama inanın çok zor, bütün gün güneşin altında teknenin üstünde; insan gücüyle çalışmak.

themervetuncer: Mutlu bir insan mısın?

M.B.: (Sessizlik. Sanırım böyle bir soru beklemiyordu) Aslında çok mutlu bir insandım. Hatta baleden arkadaşlarım, 7’den 70’e beni arayıp gaz odası dediğimiz bir oda var; oradayken yapılan şakaları anlatıyorlar, seni çok arıyoruz gel bari bizi güldür biraz diyorlar. Ne zaman baleden çıkıp ticarete atıldım hayatın eğlenceli tarafları köreldi. Zamanla tekrar geri kazanacağımı umuyorum. Ticaret beni yoruyor.

themervetuncer: Yılanlarınla bitireceğim. Hayatımda ilk defa bir yılana dokundum ve ön yargılı olmamak gerektiğini ilk defa bu kadar net özümsedim. Mükemmel bir hayvan. Direk negatif enerjinizi alıyor, ”annişkocum” diye bir yılanı sevebileceğim aklıma gelmezdi. (Fotoğrafta omzumdaki yılana dikkat)

20150509_123603

M.B.: Bu yılanlar benim herşeyim, ben nereye onlar oraya. Beni rahatlatıyorlar, anlıyorlar. İnsan enerjisine nasıl iyi geldiklerini sen birebir tattığın için fazla anlatmama gerek yok ama isteyen araştırabilir.

themervetuncer: Son soru yine bale ile ilgili, balede en çok özlediğin sey ne?

M.B.: Birbirimize oyun esnasında yaptığımız şakalar. O kadar hard core şakalardı ki; gözümüzden yaş gelirdi. Mesela sahnede arkadaşının kostümünü açarsın arkadan, dans ederken asla seyirciye arkasını dönemez, şekilden şekile girer. Bunları çok ama çok özlüyorum. Sanırım Kuğu Gölü’ ydü, tüm ruh rolündeki balerinler pudralı tek sıra duruken ben de içerde perde kenarındayım; elimde pipet var kola içiyordum ve cebimden kağıt mendil çıktı. o mendili ağzımda ıslatıp top yapıp pipetle kızların üstüne üfleyerek atmaya başladım, yüzüne gözüne yapışan oldu. Kızlar tabi titremeye başladı, gülseler işleri biter. Çok ama çok eğlenmiştik. Bunları çok özlüyorum. Arkadaşlarımı çok özlüyorum.

20150509_110052

Mehmet’le dövme işlemimiz ardından röportajımız bittiğinde, biliyorduk ki artık bu yeni bir arkadaşlıktı. Kışın kahve içmek için stüdyosuna uğrar, yazın da ne kadar su sporu varsa yaparız artık Allah ne verdiyse; nasıl olsa her yaz Bodrum Xuma Beach’e gitmeyeni dövüyorlar.

Aklınızda az da dövme fikri varsa, Mehmet’e uğrayın, sizi en doğru şekilde yönlendirecektir.

Bu arada Mehmet bekar ve evlenmek istiyor, aklında az da olsa evlenme fikri olan, ”esmer” ve ”yılandan korkmayan” biri varsa da bence hemen stüdyoya, Haziran’dan sonra da Xuma Beach içindeki Berrge Water Sports’a kesin uğrasın.

Şimdi ben bu ayakta alkışlanmayı çok hak eden ve alkışlanmayı özleyen adamı ayakta alkışlayarak yazımı bitiriyorum…

Berrgeekapak1

Sevgiler,

themervetuncer

 

 

 

 

 

Written By
More from Merve TUNCER

İçİnİz rahat bİr hamİlelİk İçİn Harmony Prenatal Test

Hamile olduğumu öğrendiğim günü an be an hatırlıyorum. O heyecan, mutluluk tarifi...
Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *